Mühendislik Fakültesi

İstanbul Depremine Her Zaman Hazırlıklı Olmalıyız!

Çok acı tecrübelerle biliyoruz ki doğal bir yeryüzü olayı olan deprem değil depreme karşı dayanıksız üretilmiş bina, köprü, altyapı öldürüyor ve önemli ekonomik kayıplara neden oluyor.

17 Ağustos 1999 büyük Marmara depreminin önemli ölçüde motive ettiği bilimsel çalışmalar İstanbul’da şiddetli ve yıkıcı bir depremin er ya da geç yaşanacağını işaret ediyor. Bununla ilgili istatistiki öngörüler mevcut. Bu öngörüler de İstanbul’un yaklaşık 2000 yıllık deprem geçmişinin incelenmesine dayalı öngörüler ve tahminler. İstanbul’da şiddetli bir deprem gerçekleşme ihtimali Türkiye’nin diğer şehirlerine göre 5-10 kat daha yüksek. Ancak bu yarın deprem olacak anlamına gelmiyor.

Önemli olan İstanbul’da deprem gerçeğini bireyler ve toplum olarak içselleştirmek ve depremle yaşamayı öğrenmek.

İBB Deprem ve Zemin Araştırmaları Müdürlüğü tarafından hazırlanan İstanbul Deprem Senaryosuna göre 7.5 şiddetinde oluşacak bir İstanbul depreminin 6 bin ile 10 bin arasında binanın ağır hasar görmesine / göçmesine sebep olabileceği şeklinde tahminler söz konusu. Can kaybı ve ekonomik kayıplar ile ilgili tahminler de oldukça karamsar seviyelerde.

Bu tip senaryolar, öncü depremler, artçı depremler vs. bir kenara en önemli soru “ayak seslerini duyduğumuz büyük İstanbul depremine toplum olarak hazır mıyız” sorusu. Aslında İstanbul bu açıdan bir bakıma şanssız zira ayak seslerini sık aralıklarla duymuyoruz. Dolayısıyla halkımız unutuyor, bilinç kaybı yaşıyor. Örneğin İstanbul’un tersine Japonya’da depremler çok daha sık aralıklarla gerçekleşiyor ve dolayısıyla toplum depreme karşı her an uyanık vaziyette. Bu da doğal olarak Japonların dünya üzerinde depreme en hazırlıklı toplumlarından biri olmasını sağlıyor.

Depremlerde sağlamamız gereken en önemli kriter can kaybını minimuma mümkünse sıfıra indirgemek. Zira can kaybının telafisi yok. Bir de kaybı sonucunda telafisi olmayan tarihi yapılarımız var. Bu iki konuda 1999 depreminden sonra önemli çalışmalar yapıldı, adımlar atıldı. Örneğin artık son derece güncel ve modern bir Deprem Yönetmeliğimiz var. Yeni yapılan yapılarımız daha kontrollü ve sağlıklı yapılıyor. Önemli kamu binaları, hastaneler, kritik köprüler güçlendirildi. Ancak bu 20 yıl içinde gerçekleştirilen çalışmaların geldiği nokta daha üst seviyelerde olabilirdi. Kentsel Dönüşümün olması gereken seviyede gerçekleşmediğini görüyoruz. Ancak önümüze bakıp zararı minimuma indirmenin yollarını planlamalı ve harekete geçmeliyiz. Çalışmaları derinleştirmeli ve yaygınlaştırmalıyız. Kentsel dönüşüm ve güçlendirme ile zayıf bina sayısını mümkün olan en hızlı şekilde azaltmamız gerekiyor. Ekonomik kayıplar için de deprem sigorta sisteminin daha etkili uygulanır hale gelmesi önemli.

Hedef depremle “baş edebilirlik (resilience) kapasitemizi” artırmak olmalı. Şiddetli bir deprem sonrasında normal hayata hangi hızla ve nasıl döneceğimizi çalışmamız gerekiyor. Şiddetli bir depremde şehir altyapımız (binalar, köprüler, iletişim, su vb. gibi) ne kadar az hasar görür ise deprem sonrasında normal hayata o kadar hızlı şekilde geri dönebiliriz. Bununla ilgili bireylere, topluma ve politika yapıcı ve uygulayıcılara önemli sorumluluklar düşüyor.

İBB Deprem ve Zemin Araştırmaları Müdürlüğü tarafından hazırlanan İstanbul Deprem Senaryosu (Kaynak)

  • 6.500-10.000 Adet Çok Ağır Hasarlı Bina
  • 13.000-34.000 Adet Ağır Hasarlı Bina
  • 85.000-150.000 Adet Orta Hasarlı Bina
  • 250.000-350.000 Adet Hafif Hasarlı bina
  • 10.000-30.000 Kişi Can Kaybı
  • 20.000-60.000 Kişi Hastanede Tedavi
  • 50.000-140.000 Kişi Hafif Yaralı
  • ~ 530.000 Adet Acil Barınma İhtiyacı Olan Hane
  • ~ 400 Adet Yanıcı patlayıcı ihtiva eden binada hasar
  • ~ 450 Noktada İçme Suyu Hattı Hasarı
  • ~ 1.500 Noktada Atık Su Hattı Hasarı
  • ~ 650 Noktada Doğalgaz Altyapı Şebekesi Hasarı
  • ~ 17.000 Adet Doğalgaz Kutusu Hasarı
  • ~ 26 Milyar TL. Yapısal Hasar Kaynaklı Mali Kayıp
  • ~ 80 -100 Milyar TL. Toplam Mali Kayıp
  • Can Kaybı İstanbul nüfusunun %0.1- %0.2’sine
  • Kullanılamayacak binalar (Çok Ağır, Ağır, Orta) ise, yapıların % 10 -% 15’ine tekabül etmektedir.